Doğum Kilolarımdan Nasıl Kurtuldum?

Merhaba canım anneler veya kendini kilolu hisseden diğer takipçiler. İstediğim kiloya oldukça yaklaştığım bu günlerde, insanlar ve kilo üzerine yazmak istedim biraz. Hayatımdaki en kilolu olduğum dönem doğum sonrasına tekabül ettiği için sanırım yaklaşık 20 kilodan kurtuluş hikayemi buradan da paylaşmak farz oldu. Fakat belirtmem gereken bir kaç nokta var. Hazırsanız, başlıyoruz...




Üniversite ve yüksek lisans zamanlarında (2007-2014), hareketim bol olduğundan dolayı yediklerimin sonuçlarıyla pek karşılaşmadım açıkçası. Yemek yemek benim için bir mutluluk sebebi, hayatta kalmak için yiyenlerden değilim ne yazık ki. Kötü, lezzetsiz yemek yemek benim için bütün günün kötü geçme sebebi. Sonra iş hayatı gelince, e ilk durak pizzacı, ikinci pastacı/ekmekçi olunca, bir de hareketsizlik eklenince standart kilom 70'in üstüne çıktı.


Neyse, evin yerleştirilmesi, düğün hazırlıkları derken 70'lerde kalmayı başarabildim yine ama düğünden sonra bombanın pimi çekildi. İşsizlik sürecine, yeni lezzetler yaratma şevki de eklenince, e bir de insanın eşi boğa burcu olunca, kilo git gide artmaya başladı. Vücudum ilk sinyali burada verdi işte: Sık sık yemek sonrası uyku hali, yorgunluk, dikkat etsem de kilo verememe... İsmi koyuldu, insülin direnci. Hemen bir doktor randevusu, ilaç başlama ve beraberinde uygun diyete başlama. Bir kaç ay içerisinde toparladım, değerler istenilen rakamlara geldi, birkaç ay sonra da Ada'nın "geliyorum" haberi.


Aslında gebelikte kilo alımı bir uzmanın anlatması gereken bir konu. Ben kendi deneyimlerimi paylaşacağım. Bir kitapta okumuştum, annenin bebek için alması gereken ekstra kalori bir elma kadar diye. Ben tabii ki hiç öyle yemedim. O kadar çok şeftali aşerdim ki ilk aylarda, şeftali ağacına dönüştüm. Aslında yirmi dördüncü haftaya kadar her şey güzel gidiyordu, tartı +3 kg/ay gösterene kadar. İnsülin direncinden gelen gebelik şekeri potansiyeli, açığa çıkmıştı maalesef. Bu konuda, tanıdığım bütün diyetisyenlerden daha katı olan canım doktorum Özgür Bey, tartının yavaş ilerlemesi için bıkmadan devam etti uyarılarına. Hep dedi "gebelikten sonra, istersen 20 kilo al, çocuk doğana kadar daha fazla almak yok!" Ben de ona uydum, onun sayesinde 75'lerde başlayan hamileliğim 83 kiloda tamamlandı, keşke sonrasında almak konusunda dinlemeseydim ama.

Evet ilk ay bir kilo verir gibi oldum doğumdan sonra. İştahımın önüne geçemedim akabinde. Hele ki bir de emzirmekle beraberinde gelen o tatlı ihtiyacı. Aman Allah! Aile boyu donut ve o soslu lokmalara verdik kendimizi her akşam. Emzirirken kilo verilir ama her akşam bunları yerseniz, verebileceğinizi düşünmeyin sakın :D Kısıtlanan sosyal hayatla daha da yemeye başladım, tek eğlence yemek yemek olmuştu. Ada çok küçüktü, hareket alanı sınırlıydı, eve kapandık.


Sonra Ada büyüdü. Dedik artık gezebiliriz, korona geldi, yine eve kapandık. Ekmek yaptık, pizza yaptık, bir de eşim yemek vlogu yaptı, onun yaptıklarını yedik. Mis gibi yedik...


Aynaya baktığımda yemeklere yenilmiş, bütün bağımlılıklarını yemeğe dönüştürmüş bir kadın görüyordum. Pijamalardan ve hamilelik kıyafetlerinden sıyrılamadığı için ne kadar kilo aldığını fark edemeyen, giydiklerini yakıştıramayan ben, "ben ne tarz kıyafetler seçeceğimi bilmiyorum herhalde" diyerek, daha önce bahsettiğim, stil programına yazıldım ve bilin bakalım ne oldu? Bedenimle barışmam gerektiğini öğrendim; hemen öncesinde de çok fazla kilo aldığımı.


Hayatımın hiçbir döneminde, aynaya baktığımda zayıf bir kadın görmek önemli olmadı benim için. Açıkçası kadınlara yapıştırılan bu tür zorunlulukların da tamamıyla karşısındayım. Bu konuda medyanın, giyim markaların hatta oyuncakların parmaklarının ne denli var olduğunun farkında olmak da beni üzüyor açıkçası. Kilolu bir kadın olarak vücudunuza göre kıyafet bulmak ne kadar zor... Hep basmakalıp, basenleri olduğundan da büyük gösteren, poponuz girse de ayak bileğinizin girmediği pantolonlar, vücudunuz kadar büyük memeleriniz olduğunu varsayan bluzlar, tarz sahibi olmayacağınızı düşünen mayo markaları ve niceleri... Sürekli her kanaldan burnumuza sokulan diyet listeleri ve beraberinde sunulan sıfır beden kadınlar (O hale gelmek için savruldukları anoreksiya rüzgarları, kırmızı odaların konusu)...


Dış görünüşüm için değil, kızım için kilo verme kararı aldım, onunla daha fazla vakit geçirebilmek için. Diz ağrılarım, nefes darlıklarım, sürekli halsizlik, ufak hareketlerde bile yorgunluk, korona - fazla kilo ilişkisi ve tabii ki sağlıklı beslenme bilincini Ada'ya öğretebilmek... Bunların hepsi beni Seda Hanım'a ulaştırdı. 90 kilolara az kalmışken, yıllardır görmediğim 60'lı kilolardayım şimdi - hala 70'lere yakınım ama dediğim gibi az kaldı. Aç kalmadan, yemek istediklerimize göre şekillenen, günlük olarak birlikte hazırladığımız listelerle ilerledik 5-6 aydır. Dilediğimce yediğim serbest günlerim oldu arada, hem de tamamen izinli :) Kendisine ne kadar teşekkür etsem az... Hayatta yemeyeceğimi düşündüğüm sebzeleri doğru tariflerle hayatıma alabildim, daha çok çabalamam gerekse de spor rutini oluşturmaya başladım sayesinde. En güzel kısmıysa bunu sihirli formül vaatleriyle, aç kalarak ya da baskıyla yapmadım. Bendeki değişimden çok mutluyum.


"Ay ben de bir danışayım" dediğinizi duyar gibiyim :) İhtiyacınız olan mezura, tartı ve telefon! Fakat, değişimin önce sizde başladığını hatırlatmak isterim. Belki de hissettiğiniz açlık, bedeninizin, ruhunuzun başka yoksunluklarını hatırlatıyordur size. Ne bileyim, komşunuz, arkadaşınız "ya çok kilo aldın" dedi diye de başlamak zorunda değilsiniz. Çevrenin gözüne göre değil de, kendi kararlarınıza göre yola çıkın he mi :) Öyle daha devam edilesi oluyor her şey :) Herkese sağlıklı günler <3


ÇOK ÖNEMLİ NOT: Doğum kilolarından kurtulmak için emzirme döneminde KESİNLİKLE önünüze çıkan diyeti yapmayın. Mutlaka doktorunuza danışın ve bir diyetisyenden destek alın. Ada 2 yaşına gelince, tatlı yemekten sıkılınca başladım ben :D

26 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör